Türkiye Cumhuriyeti

Tahran Büyükelçiliği

Bilgi Notları

İran'da Bulunan Bazı Tarihi ve Kültürel Merkezlere İlişkin Not, 18.03.2016

BİLGİ NOTLARI

İran'da Bulunan Bazı Tarihi ve Kültürel Merkezlere İlişkin Not



TAHRAN


 

Niyavaran Sarayı

Niyavaran Parkı’nın kuzeydoğu bölgesinde yer alan Niyavaran Sarayı’nın inşaatına, İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin emriyle 1958 yılında başlanmış ancak bazı nedenlerden dolayı sarayın yapımı 1967’de tamamlanabilmiştir. Muhammed Rıza Pehlevi ve ailesi, İran mimarisi ile İslam öncesi ve sonrası mimariden esinlenerek tasarlanan Niyavaran Sarayı’nı kış aylarında kullanmaktaydılar.

Sadabad Sarayı

Tahran'ın en temiz havasına sahip, Elburz Dağlarının eteğinde yer alan Sadabad Sarayı’na içinde yer alan çok sayıda köşkten ötürü Sadabad Kompleksi adı verilmiştir. Bu Saray Kaçar Şahlarının özellikle yaz mevsimlerinde tercih ettikleri bir çok saraydan oluşan ve doğal güzellikleri barındıran bir yerleşkedir.

Gülistan Sarayı

Gülistan Sarayı Kompleksi, Kaçar Hanedanlığı dönemine ait, 200 yıllık tarihiyle Tahran'ın en eski binalarından sayılmaktadır. Sarayın tarihi geçmişi Safavi dönemine dayanır. Pehlevi döneminden Rıza Pehlevi'nin emriyle Sarayın birçok yeri değiştirilerek müzeye çevrilmiştir. Rıza Pehlevi'nin oğlu Muhammed Rıza Pehlevi döneminden itibaren bu komplekste yabancı devlet adamları ağırlanmıştır.


Tuğrul Bey Türbesi




Selçuk Bey’in oğlu ve Alparslan’ın amcası olan, 1040 yılında Dandanakan savaşında Gaznelileri yenen, Selçuklu Devleti’nin kurucusu kabul edilen Tuğrul Bey’in (MS 990-1063) kabri Tahran’ın güney semtlerinden (Selçukluların o dönemdeki başkenti) Rey’de bulunmaktadır. Dönemin mimarisini yansıtan eser 20m yüksekliktedir. Yapının tavanında Kufi hatla yazılmış hat örnekleri yer almaktadır. 1884’de zarar gören türbeyi Kaçar Hükümdarı Nasreddin Şah restore ettirmiştir. Türk ziyaretçilerin önemli uğrak merkezlerindendir. Türbe güzel ve bakımlı bir bahçe içindedir. Şehir merkezine 30 dakikalık bir mesafededir.

İran Milli Müzesi

İran'a ait birçok tarihi eser bulunan İran Milli Müzesi İslam Dönemi müzelerinden oluşmaktadır. 60 yıllık bir geçmişe sahip olan Müze, arkeolojik ve tarihi açılardan İran'ın en büyük müzesidir. İran Milli Müzesi içinde yer alan eserlerin çeşitliliği, sayı ve kalite bakımından dünyadaki büyük müzelerden birisi olarak kabul edilmektedir. İran müzecilik kültüründe İran Milli Müzesi "Ana Müze" olarak adlandırılmıştır.

Halı Müzesi

İran’da halıcığın 3.500 yıllık tarihi olduğu varsayılmaktadır. 1978 yılında Tahran’da faaliyete geçen ve 3.400 m²’lik alanda iki ayrı sergi mekânından oluşan Halı Müzesinde 17. yüzyıldan bugüne çok değerli ve nadide İran halı ve kilimleri sergilenmektedir.

Mücevher Müzesi

İran’ın en gözde müzelerinden biri olan Mücevher Müzesi İran Merkez Bankası’nın içinde yer almaktadır. Aralarında, 34 kg saf altın ve 51.366 parça mücevherden oluşan Nasreddin Şah’ın altın dünya küre atlasının da yer aldığı müzede, “Derya-yı Nur” adlı 182 karat pembe elmas gibi paha biçilmez eserler sergilenmektedir.

İSFAHAN

Nakş-i Cihan Meydanı
(Bugünkü adı İmam Meydanı)

Şah Abbas döneminde Safavi Devleti’nin yeni başkenti İsfahan’da en gözde mimari eserlerden biri olarak inşa edilmiştir. 512 x 163 metrelik ölçüleriyle dünyanın yapıldığı dönemde en geniş, günümüzde ise en geniş ikinci (Çin’in Tiananmen meydanından sonra) meydanıdır. Meydanın etrafı, İsfahan Çarşısı, Şeyh Lütfullah Camii, İmam Camii, Ali Gapu Sarayı gibi yine tarihi eserlerle çevrelidir. Şehre gelen yabancı ziyaretçilerin en önemli uğrak yeridir.

İmam Camii

İslam Mimarisinin önemli eserlerinden sayılan İmam (Şah) Camii, Safavi döneminde Nakş-i Cihan meydanında inşa edilmiştir. Bina mimarisi ve içinde kullanılan seramik ve tahta oymacılık işleri bakımından bir "şaheser" sayılmaktadır. İmam Cami’nin inşasına ilk olarak Safavi döneminde I. Şah Abbas zamanında iktidarının 24. yıldönümü vesilesiyle başlanmış, daha sonra diğer Safavi hükümdarlarının katkılarıyla tamamlanmıştır.

Aligapu Sarayı

Aligapu (Yüksek kapı Bab-ı Ali) ilk Safavi Şahlarının giriş yaptıkları kapı olarak kullanılmıştır. Aligapu binası İran tarihi seyri içerisinde Timur dönemine ait bir binadır. İlk olarak basit bir bina olarak inşa edilen Aligapu, daha sonra I. Şah Abbas ve II. Şah Abbas dönemlerinde yeni katlar ve balkonlar eklenmek suretiyle büyütülmüştür. 7 katlı Aligapu 48 metre yüksekliğindedir.

Şeyh Lütfullah Camii

İsfahan’daki en önemli tarihi yapılardan birisidir. Bu bina Safavi döneminde I. Şah Abbas'ın emriyle 18.yüzyılda inşa edilmiştir. Caminin mimarı Üstat Mohhammad Rıza İsfahani'dir. Bazı arkeologlar Şeyh Lütfullah Cami’nin mimari özelliklerini tanımlamak için "bu binanın insan eliyle inşa edilmiş olduğuna inanmak çok zor" cümlesini sarf etmişlerdir.

Kırk Sütün Müzesi

Kırk Sütün Müzesi İsfahan Eyaletine ait tarihi binalardan birisidir. 67.000 m2'lik Kırk Sütün Bahçesi'nin inşaatına Safavi Hükümdarı I. Şah Abbas döneminde başlanmıştır. Bahçedeki merkezi bina daha sonra II. Şah Abbas tarafından ayna ve onsekiz sütunlu salonlarda yapılan değişikliklerle tamamlanmıştır. Bina'daki seramik ve ayna işlemeleri ve çizilen desenler II. Şah Abbas dönemine aittir.

Cuma Mescidi

771 yılında yapımına başlanan Cuma Mescidi’nin inşası 20. yüzyıla kadar farklı dönemlerde ilave bölümler eklenmek suretiyle devam etmiştir. Bu nedenle Cami farklı dönemlere ait İran mimarisini yansıtmaktadır. İran’daki en eski dört camiden biri olan Cuma Mescidi, Selçuklu mimarisinin seçkin eserlerinden biridir. Güney Kubbesi 1086-87 yıllarında ünlü Vezir Nizam-ül Mülk tarafından yaptırılmıştır. Sözkonusu kubbe döneminin en büyüğü olma özelliğini taşımaktadır. 20.000 m2’lik alanıyla İran’ın en büyük camileri arasındadır. 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine alınmıştır.

Melikşah, Nizamülmülk ve Terken Hatun’un Mezarları

Selçuklu Türk Devletinin bu mümtaz şahsiyetlerinin türbelerinin İsfahan’ı ziyaret edecek her Türk turist tarafından ziyaret edilmesi tavsiye edilir. Mezarlar İsfahan’ın Ahmet Abad bölgesindeki Dar’ül Betik semtinde son derece mütevazi bir haldedir. Restore edilmektedir.

TEBRİZ

Azerbaycan Müzesi






Şehrin merkezi kısmında ve Gök Mescid’in hemen bitişiğinde bulunmaktadır. Nisan 1958 yılında açılmıştır. 1962 yılında da yenilenmiştir. Üç kattan oluşan müzenin en üst katında Pers, Selçuklu, Safavi medeniyetleri başta olmak üzere İran tarihinin muhtelif dönemlerine ait eserler, giriş katındaki arkeolojik eserler bölümünde çoğunluğu Azerbaycan’da yapılan kazılarda bulunan ve 4 bin yıl öncesine kadar giden çeşitli tarihi buluntular, zemin katında ise Tebrizli heykeltraş Ahad Hüseyni’nin günümüz dünyasını ve insanlığa yönelik tehlikeleri çağdaş sanat anlayışıyla sembolize ettiği heykelleri sergilenmektedir.

Gök Mescid – Mavi Cami (Mescid-i Kabud)

Karakoyunlu Türkmen Hükümdarı Muzaferiddin Cihanşah (1436- I467) tarafından 1465 yılında yaptırılmıştır. İlk Türk-İslam eserlerindendir. Mavi çinilerinden dolayı Gök Mescid olarak anılmakta ve bu özelliği nedeniyle “İslam Turkuvazı” olarak da adlandırılmaktadır. Tebriz ve civarında yaşanan birçok depremden sonra harabe haline gelmiş, 18.yüzyılda da tamamen yıkılmıştır. Yeniden inşasına 1950 yılında başlanmıştır. Restorasyon çalışmaları halen devam etmektedir. Camiye ismini veren mavi çiniler ise sadece kapı çevresinde ve duvarında küçük bir yerde kalmıştır.

 

Kapalı Çarşı (Bazaar)

İstanbul’daki kapalı çarşının daha egzotik, daha yerel ve daha kalabalık bir benzeridir. 1255-1275 yılları arasında inşa edilmiştir. Şehrin merkezinde 30.000 hektar genişliğinde bir alana yayılmıştır. Bir kilometre uzunluğundadır. Tuğladan yapılan büyük ölçekli yığma binaları, kubbeleri, dükkanlar arasındaki özel aheng ve dizaynı, muhtelif meslek gruplarının ve çok sayıda medrese ve camilerin varlığı Tebriz Kapalı Çarşısı’nı dünyanın mimari harikalarından biri haline getirmiştir. En büyük kapalı çarşı unvanıyla UNESCO'nun kültür mirası listesine girmiştir. Kapalı çarşıda her türlü ev ve giyim eşyası, takılar, baharat, kuruyemiş, antika eşyalar, cam eşyalar ve elektronik malzemeler gibi ürünler satılmaktadır. Halıcıların, kuyumcuların ve baharatçıların bulunduğu bölümler turistler tarafından özellikle ziyaret edilen bölümlerdir.

Meşrutiyet Binası

Şehrin merkezinde, Motahari Caddesi üzerinde tarihî büyük bir yapıdır. İki katlı olan bina 1868'de Tebriz’in zengin tüccarlarından Hacı Mehdi Koozekonani tarafından Hacı Vali Mimar Tebrizi’ye inşa ettirilmiştir. Kaçar dönemi mimarisinin bir örneğidir. Bina sahibi Koozekonani 1905 yılında İran’da ilk Anayasanın ilan edildiği Meşrutiyet Devriminin mali destekçileri arasında yer almıştır. Bina Meşrutiyet devrimi sırasında aralarında Settar Han, Bagır Han, Sigat-ül İslam Tebrizî ve Hacı Mirza Ağa Farisi gibi devrim liderlerinin de bulunduğu aktivistlerin ve sempatizanların toplanma yeri olarak kullanılmıştır. Günümüzde müze olarak kullanılan ve 1975 yılından bu yana İran’ın kültürel mirasını oluşturan eserler arasında yer alan binada Meşrutiyet devrimiyle ilgili materyeller sergilemektedir.

İlgoli Parkı (Şahgoli Parkı)

İlgoli Parkı 12 metre derinliğinde büyük bir havuz ve ortasında bir binadan oluşmaktadır. Parkın ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. İlk önceleri tarımsal amaçlı bir su kaynağı olarak yararlanılan Park, Kaçar hanedanlığı devrinde bir yazlık saray olarak da kullanılmıştır. Parkın 1979 yılına kadar Şahgoli (Şah’ın gölü) olarak bilinen adı İran Devrimi'nden sonra İlgoli (Aşiret gölü) olarak değiştirilmiş ve resmi belgelerde bu şekilde geçmiş olsa da günümüzde eski ismi olan Şahgoli isminin de hala kullanıldığı görülmektedir.

Şairler Anıtı (Makberetüş Şüera)

Bir çok şair yetiştirmiş olan Tebriz Dünya'da yetiştirdiği şairler için özel bir şairler mezarlığına sahip tek şehir olarak da bilinmektedir. Sigat-ül İslam caddesinde yer alan Şairler mezarlığında aralarında Saib Tabrizi, Ohadi Maraghani, Seikh Mahmoud Shabistani, Esed-i Tursi, Katran-ı Tebriz, Felek-i Şirvani gibi şairlerin de bulunduğu bir çok şairin kabri bulunmaktadır. Tebriz'in yetiştirdiği en ünlü şair olan Şehriyar’ın kabrinin de bulunduğu mezarlıkta bir de şairler anıtı inşa edilmiştir

  

ŞİRAZ

Sadî Anıt Mezarı

Büyük şair Sadî’nin anıt mezarı geçmiş dönemde birkaç kez restore edilmiştir. Bugünkü durumuna 1923 yılında kavuşmuştur. Ağaçlar ve bahçeler içindedir. Yabancıların ve şehre gelen İranlıların önemli ziyaret merkezlerindendir.

Hâfız Anıt Mezarı

Yine İran’ın diğer büyük şairlerinden olan Hâfız’ın anıt mezarı son derece etkileyici ve güzeldir. Şiraz’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken mekanların başında gelmektedir.

Ulu Camii

Şiraz’ın en tarihi/dini mekanlarından biri olan Camiinin geçmişi Hicri 281 yılına dayanır. Özellikle mozaik ve çini işlemeleri etkileyicidir.

Persepolis

Şiraz’ın 60 kilometre kadar dışındadır. Ahemeniş Hükümdarı I. Darius devrinde yapılmıştır. Tarihi açıdan sarayın yapılışı M.Ö. 125 yılına dayanır. Eser M.Ö. 330 yılında İskender orduları tarafından yakılıp yıkılmıştır.

Pasargad

Pasargad, 2.500 yıl önce Kral Büyük Koroş devrinde yapılmıştır. Koroş’un anıt mezarını, Koroş’a ait özel sarayı, teşrifat sarayını ve dinî mekânları içermektedir.

İrem Bağı

Şiraz’ın en çok ilgi çeken ve güzel bağlarından birisidir. Uzun servi ağaçları, gülleri ve sulama kanallarıyla süslü bu bağ tarihi de yansıtmaktadır. Bağın içindeki Köşkün özellikle dış cephe çini süslemeleri güzel ve çekicidir.

* * * * * * * * * * *

İran, Türk turizminin ilgisini çekebilecek zengin tarihsel ve kültürel mirasa sahiptir. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın verilerine göre 2015 yılında İran’dan ülkemizi 1.7 milyon kişi ziyaret etmiştir. Bu rakam bir önceki yıla göre % 6,9’luk bir artışa karşılık gelmektedir. İran’a gelen Türk turist sayısına dair resmi istatistik bulunmamakla birlikte bu rakamın 200 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.  

THY başta olmak üzere havayolu şirketlerimizin Tahran'ın yanısıra, İsfahan, Tebriz, Şiraz, Meşhed,  
Ahvaz ve Kirmanşah’a doğrudan uçuşlarının olması Türkiye ile İran arasındaki turizm ilişkilerine katkı sağlamaktadır.